Category Archives: Gezi

Yeni Yıl

2004812984136715519rsbw3

Sağlığın öncelikli olduğu, huzurun, mutluluğun ve bereketin ardından geldiği güzel bir yıl diliyorum :) ))

 

İstanbul Akvaryum (Dünyanın En Büyük Tematik Akvaryumu)

low_logo

Bir kaç hafta önce  İstanbul Akvaryum dan  gelen davetiyelerimizi değerlendirmek için kızımla başbaşa bir gezi yapalım dedik ve İstanbul Akvaryumu ziyarete gittik. Birbinden güzel deniz canlılarını  hayranlıkla seyrettik.  Deniz yıldızım bir ara “Anneciğim bu  balıklar benim içimde yüzüyorlar değil mi” diyerek isminin anlamının ne olduğunu bildiğinide belirtmiş oldu;)))

Gerçekten gidip görülesi bir yer. Atmosfer çok güzel. Çok ilginç, çok  farklı düşünülmüş.  Öyle ki büyük bir akvaryum camının önüne  oturmak için setler yapılmış. Sinema seyreder gibi  balıkların ahenkli yüzüşlerini seyrediyor olmak çok keyifli. Böyle keyfile balıkları seyrederken, bir ara Deniz’in yanından camgöz köpek balığı geçti. Fotoğraflayacaktım  ki o anda balık manevra yapınca istediğim pozu alamadım;))

Akvaryumların yanısıra İstanbul Akvaryum da bir de Amazon yağmur ormanları  bölümü var ki bence muhteşem. Kendinizi gerçekten Amazon ormanlarında hissediyorsunuz.;)) Görülmeye değer.

Gezimizin son noktası tabii ki   hediyelik  eşya satan bölüm. Deniz kızımın beğendiği  balıklı tokaları ve deniz kızlı çıkartmaları alarak yola koyuluyoruz. Yol boyunca bizi en çok neyin etkilediği konusu üzerine de hoş sohbetler yapıyoruz;)Anne kız başbaşa yaptığımız bu tatlı yolculuktan oldukça keyif aldığımızı söylememe gerek yok  sanırım. Kızımla gezmeyi seviyorum. Belki ilerde onunla dünya yı gezebilirim diye hayal ediyorum.

Sevgili aynebilim (Sevil),  beni düşündüğün ve böyle bir gezi yapma imkanı sağladığın için sana çok teşekkür ederim.

İstanbul akvaryumun içinde neler var  ve nasıl bir yer konusuna değineyim  biraz;))

Dünya denizlerinde yaşayan balık türlerinin içinde bulunduğu, kendi türündeki akvaryumlarla kıyaslandığında; gezi güzergahı, temalandırma, interaktiflik, yağmur ormanı ve yeni nesil teknolojisiyle dünyanın en yenisi…

İstanbul Akvaryum; hacmiyle, içerisinde barındırdığı canlı çeşidiyle, gezi güzergahlarındaki aktiviteleriyle dünya çapındaki tüm akvaryumlar içerisinde önemli bir konuma sahiptir. Kendi alanında ‘ilk’leri ve ‘en’leri olan bir proje.
Ziyaretçiler, coğrafi bir rotayı takip ederek Karadeniz ile başlayan ve Pasifik’e kadar uzanan toplam 16 tema ve 1 adet yağmur ormanından oluşan güzergahta yolculuk yapmaktadırlar.
Alanların temalandırılmasında o alanın kültürel, coğrafi, tarihsel ve mimari özellikleri, buna uygun dekoratif unsurlar, interaktif oyunlar, filmler ve alan hakkında detaylı bilgilerin verildiği görsel grafikler yer alıyor. Alanların, ses ve ışıklandırma sistemleri de bu temalandırmaya uygun olarak düzenlendi.
İstanbul Akvaryum, her anlamda uluslararası standartlarda ve alanında uzman kişiler tarafından yönetiliyor.
İstanbul Akvaryum’da bulunan tüm canlılar, doğal ortamlarına en yakın koşullarda yaşamlarını sürdürmektedirler.

Rakamlarla İstanbul Akvaryum

6.800 metreküp su hacmine sahip, toplam 64 adet tank

100 dönüm arazi içerisinde, toplam 22 bin m2’lik 2 katlı dev proje,

İstanbul Akvaryum’a ait 1.200 araçlık 32 bin m2’lik otopark alanı,

6.000 m2’lik ziyaretçi alanı,

Karadeniz’den başlayıp Pasifik’e kadar uzanan 1,2 kilometre uzunluğundaki, özel temalı gezi güzergâhı,

Birbirinden ilginç türlerin bulunduğu yaklaşık 1.500 çeşit,toplam 15 bin adet deniz ve kara canlısı,

2 adet 15 kişilik 6 akslı 5D sinema salonu, 7 ayrı film izleme seçeneği, rüzgâr, sis, su gibi efektler yaşatan sıra dışı sistem,

İstanbul Akvaryum içerisinde 470 m2’lik alana sahip hediyelik eşya birimi,

Gezi güzergahı üzerinde 3 kafe,

Bir tarafı Panama Kanalı manzaralı, diğer tarafı deniz manzaralı 1 adet restoran

 

Gidin, gezin, görün

Sevgilerimle

SAPANCA KIRKPINAR 2. BÖLÜM

Kırkpınarın bilinen tarihinden bahsederek  bu hafta çektiğim fotoları paylaşmaya devam edeceğim.

Kırkpınar Köyü 17. yüzyılın sonlarında Kafkasya’dan gelen Çizemua ailesi tarafından kurulmuştur. Göl kenarı olması, Bağdat yolunun üzerinde bulunması, ikliminin ve mera alanlarının da hayvan beslemek için elverişli olması göçmenlerin bu bölgeye yerleşmelerini sağlamıştır. Kafkasya’dan göç edilmesinin sebebi ise o tarihlerde Osmanlı Devleti  ile Rusya arasındaki gerginlik olarak tahmin edilmektedir. 
Köyün, ilk zamanlardaki adı Çizemuğ-hable’dir. Fakat köy nüfusu arttıkça herkesin anlayabileceği bir ada gereksinim duyulur. Bunun üzerine dönemin Adapazarı kaymakamı, köydeki pınarların çok oluşu, köyde dünayaya gelen ilk kız çocuğunun Şadiye adında oluşu ve Türklerce uğurlu bulunan 40 sayısını birleştirerek “Kırkpınar Şadiye” adını yaratmıştır.
Cumhuriyet kurulduktan sonra ise Şadiye ismi kaldırılıp, köyün adı “Kırkpınar” olmuştur.
Kırkpınar ve Sapanca’dan 1890 yılından bu yana demir yolu geçmektedir. Bunun yanı sıra 1989 yılında açılan İstanbul-Ankara TEM Otoyolu ile de beldenin önemi bir hayli artmıştır.
Emekli bir Albay’ın bahçesi
Bahçenin horoz ve tavukları
Bahçenin Tavus  kuşu
Dut ağacında bir baba
Günün sonunda anne kız keyifte

İSTANBUL’DAN 150KM UZAKTA BİR CENNET

kırkpınar

İstanbul’u çok sevmeme rağmen, bazen  bu şehrin beni yorduğunu hissediyorum. Bir dönem eşimle güneye yerleşme kararı almıştık. Bu karar hala gündemde, fakat  gerçekleştirecek uygun zaman ve şartları hazırlamak  mesele. Bu süreç içinde biz de genellikle yaz tatillerimizi Sapanca Kırkpınar’daki evimizde geçiriyoruz. Deniz yıldızım anneannesi ve babaannesiyle birlikte 2- 2,5 ay  kalıyor orda bizde bir önceki yazımda bahsettiğim gibi  hafta sonları gidip geliyoruz.

kırkpınar
Yol kenarındaki  nar çiçeği
Her gidişimde İstanbul’a dönmek istemiyorum. Herşey okadar güzel ki  İstanbul’a sadece 150 km uzaklıkta bir cennet burası. Yol boyunca sağlı sollu  Ihlamur ağaçları, dut ağaçları, ceviz ağaçları, salkım söğütler kaplı  bir yer. Bu hafta sonu  yağmur vardı  ama yağmurda bile ayrı bir güzelliğe sahip . Bir sürü fotoğraf çektim ve bunları sizlerle de paylaşmak istiyorum. Fotoğraflar herşeyi anlatmaya yetiyor zaten.
Sevgilerimle
kırkpınar
Bahçemizin hanım elleri
kırkpınar
Mutlu bir prenses

HAFTASONU KIRKPINAR VE DENİZ

Merhaba herkese iyi haftalar. Cuma akşamı 1 saat 15dk süren yolu  3 saatte gittik. Prensesim uyumamış bizi bekliyordu. Beni gördüğünde “Anneeeeemmm” diye bir boynuma sarılışı  vardı ki ağlattı beni. İki gün boyunca, oyunlar oynadık, parka gittik,  bisiklete bindik, gezdik.  Birde mutlu olsun diye civciv aldık. Kendi isimlerini verdi  civcivlere. Biri Nazlı , diğeri Deniz :) Pazar günü  oradan ayrılırken de ağlamasın diye mahalledeki ağabeyler çağırdı yanlarına gidip onlarla oyun oynadı. Bende arada derede fotoğrafladım :)
Aldığımız civcivlerimizi yani Nazlı ve Denizi illa  elime alacağım diye tutturdu. Dur kızım, sıkma kızım demekten fenalık geçirdik. Nihayet halamızın kontrolünde verdik eline :) Ama gerçekten çok tatlılar bahçemizi şenlendirdiler. 
Prensesim in  uyuduğu  zamanlarda da sevgili  kayın valideciğim ile birlikte tereyağı ve lor yaptık. Sonra o  tereyağı ve lordan büyük görümcem nefis bir  börek yaptı ve afiyetle yedik. Yok böyle bir lezzet.  Bu %100 doğal  tereyağı ve loru sizlerde isterseniz mail adresimden bana ulaşabilirsiniz. Kendi ellerimle yapıp getireceğim.
Bütün bu işlerin arasında prensesim ile  yaklaşık  15 -20 gün sonra tatlarına bakmaya başlayacağımız: Elmalar, cevizler, mürdüm erikleri, incirler, armutlar, mısırlar ve böğürtlenlerin seyrine doyamadık. Anne yiyelim diye  tutturdu. Henüz olmadıklarını anlatmak  bayağı güç oldu  yavru kuşuma:)  Eğer bu organik ürünlerden de isterseniz mail adresimden ulaşabilirsiniz.
İşte böyle bir hafta sonunu daha geride bırakıp,  bu sabah iş başı yaptık. Şimdi Cuma olsun diye günleri saymaya devam :)  

Sevgilerimle