Doğa’nın Sanatı
Çoğu kişiye sorsak doğayı seviyor musun diye? – Aaaa tabi der. İnsan sevdiği bir şeyi önce tanır, bilir, sonra korur kollar, Ona zarar vermez. Zarar verebilecek her şeyi de ondan uzak tutmaya çalışır.
Şimdi soruyorum doğayı gerçekten seviyor musunuz?
Diyeceksiniz ki nereden çıktı bu. Size bir hikaye anlatayım.
Bir çocuk varmış, Kalabalık bir ailede büyümüş. Dışarı çıkıp küfür öğrenmesin diye o büyüdükçe kapının kilidini ulaşamayacağı kadar yukarı kaldırılmış.
Bir gün ailesi , memleketleri Ezine’ye gitmişler. Evde kapıdan dışarı çıkartılamayan çocuğu, Ezine ormanlarına öyle bir salmışlar ki bir daha asla içeri sokamamışlar.
Aşık olmuş her böceğe, her ota, mis gibi havaya, kuşa.
Yaşı ilerledikçe şehir hayatında elbette uzak kalamamış. Ama hiç aksatmadan her hafta sonu Ezine’ye gelmiş. Doğayla bütünleşmeye.
Zamanla hangi ot ne işe yarar, hangi böcek nedir, ne zaman, ne nerede çıkar öyle bir öğrenmiş ki, şehre sığamaz olmuş. Elektriği suyu bile olmayan bir evde tek başına hafta sonlarını geçirirmiş. Hafta arası büyük şehirde işe gider , çocuklarıyla zaman geçirir ama hafta sonu onu kimse şehirde tutamazmış.
Orada tamamen doğal olan yediği , içtiği , neler varsa şehirde tanıdıklarına da getirirmiş.
Bir zaman sonra bunu daha büyük bir kitleye ulaştırmak istemiş. Ticari bir kaygı gütmeden hem de.
Bu kısacık ama dopdolu hikayemizin kahramanı doganinsanati.com un kurucusu Ahmet Doğan Özdoğan ile kahvaltı da buluştuk geçen haftalarda.
Ezine’nin gerçek beyaz peyniri, zeytinyağı, organik tavuk yumurtası, domates kremi, tulumu, kuru üzümü, derken muhteşem, bol lezzetli ve organik nefis bir kahvaltıydı. Hele o nefis koyun yoğurdu.
Ahmet bey’le tanışmaktan, ondaki doğa aşkını dinlemekten sonsuz keyif aldık. doganinsanati.com u incelemenizi ve ürünlerini denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Evet her organik gibi biraz pahalı belki ama kalite hep pahalıdır.
Emeği geçen herkese, Fatoş’uma, Gökçe’ye ve elbette Ahmet Bey’e bu değerli davetleri için teşekkürü bir borç biliri








